İngiltere Dil Okulları Gezisi

Londra

İngiltere’de dil okuluna gitmek söz konusu olunca en başta aklımıza Londra geliyor. Tarihi dokusu, yemyeşil parkları ve renkli sosyal yaşamı ile doğal olarak herkesin bir numaralı tercihi oluyor. Ancak İngiltere sadece Londra’dan ibaret değil. Keşfedilecek daha birçok büyüleyici şehir var. Londra dışındaki İngiltere dil okullarına gitmek isteyen öğrencilere şehirleri ve İngiltere dil okullarını daha iyi tanıtabilmek için English UK North’un düzenlediği altı günlük bir kuzey turuna katıldım. Ancak tur başlamadan üç gün önce Londra’ya gittim. SOHO UK olarak anlaşmalı çalıştığımız İngiltere dil okullarını ziyaret ettim. Birçok öğrencimizi gönderdiğimiz ve eğitimlerinden çokça memnun kalınan Kaplan International House, Stafford House ve Bell gibi popüler dil okulları merkeze çok yakın olan Southampton Place’te konumlanmış. Soho, Covent Garden ve Holborn istasyonuna yürüme mesafesinde olan bu sokak baştan sona dil okuluyla dolu ve tüm binalar tipik İngiliz mimarisini yansıtmakta.

Daha önce tarihi ve turistik yerlerini gezdiğim Londra’nın bu sefer daha çok gençlerin vakit geçirdiği semtlerini gezdim. Aldgate’te yaşayan arkadaşımla Shoreditch, Islington, Angel ve Hackney Wick’i gezdik. Old Spitalfields Market’te İtalyanların işlettiği bir büfede makarna yedik ve daha sonra Angel’daki kanalın kenarında yürüyüş yaptık. Daha sonra yürümekten yorulup meşhur Tube vasıtasıyla Londra’da en sevdiğim semtlerden biri olan Notting Hill’e gittim. Antikaların satıldığı Portobello Road’dan Hyde Park’a kadar yürüdüm. Hyde Park beni ne kadar büyülese de St James parkını Hyde Park’a tercih ederim.

Kuzey turuna başlamadan önce de Londra’nın en ünlü müzelerinden biri olan Tate Modern’e gittim. Londra’da her ilgi alanına göre bir müze bulmak mümkün. London Bridge civarında yürüdükten sonra Kuzey turuna başlamak için London Euston’dan trene binip Chester’a doğru yola çıktım.

Chester ve Liverpool

Güne Chester turu yaparak başladık. Tarihi yapısını hala koruyan, 16. Yüzyıldan kalma siyah beyaz klasik İngiliz evleriyle ünlü ve doğayla iç içe küçük kompakt bir şehir. Şehrin eski surlarından yürüyüp şehir merkezine gelerek Chester’ın ünlü iki katlı rowlarında gezebilirsiniz. Birçok restaurant ve gece kulubünün bulunduğu Chester klasik İngiliz kültürünü bugüne kadar muhafaza etmiş. Chester halkı hem çok kibar hem de çok sıcakkanlı.

Chester’da British Council akreditasyonlu tek okul olan English in Chester 1976 yılında kurulmuş. 200 yıllık tarihi bir binada eğitim vermekte olan okul 2017 yılında EL Gazette’in en iyi İngiltere dil okulları listesinde üçüncü sırayı almış. Her yaşa ve ihtiyaca göre eğitim verip, birçok ülkeden öğrenciyi ağırlıyorlar. Geçen sene en çok öğrenci İtalya, İsveç ve İspanya’dan gelmiş. Öğretmenler ve çalışanlar çok yardımsever, okulda herkes birbirini tanıyor. Öğrencilerin hiçbir sıkıntı yaşamadan en verimli şekilde İngilizce öğrenmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. Dee nehri kıyısındaki bu samimi şehirde İngiliz kültürünü öğrenip dil öğrenmek isterseniz English in Chester çok iyi bir seçenek.Chester’dan sonra Liverpool’a geçtik. Liverpool çok canlı ve hareketli bir şehir. Bir üniversite şehri olduğu için Liverpool gece hayatıyla ünlü. Çok eski bir liman şehri olan Liverpool’da her yere yürüyerek ulaşıp ulaşım masraflarınızdan kısabilirsiniz.

Liverpool’un ünlü Metropolitan Cathedral’i ve Liverpool Cathedral’ini gezdik. İki Katedral de mimarileri ile göz alıyor. Daha sonra Liverpool’un merkezindeki tatlı butik bir dil okulu olan LILA Liverpool okulunu ziyaret ettik. LILA Liverpool iki kız kardeşin 2004 yılında açtığı bağımsız bir dil okulu. Victoria da Leanne de çok sevimli, ikisinin sıcak enerjisi LILA Liverpool dil okulunu etkisi altına almış. Öğrencilerle yakından ilgilenen öğrenci danışmanı Stacey de aynı şekilde çok yardımsever, kendisi bize LILA Liverpool’u gezdirdi ve okul hakkında bir sunum dinledik. LILA Liverpool’un en önem verdiği şey öğrencinin eksik olduğunu düşündüğü alanlarda destek vermesi. Yani eğitimler daha çok öğrenci odaklı oluyor. Kütüphane, bilgisayar odası ve Apple TV gibi olanakları olan modern şekilde tasarlanmış dil okulunda on sekiz tane Liverpool temalı sınıf var. Liverpool’un merkezinde iyi bir dil eğitimi almak için ilk akla gelen okullardan biri LILA Liverpool. Okulu gezdikten sonra Stacey ile birlikte Albert Dock’a (rıhtım) doğru yürüdük. Birçok restaurant, kafe ve müzenin olduğu bu rıhtım hem turistlerin hem de lokallerin uğrak noktası. LILA Liverpool’a da beş dakika yürüme mesafesinde ve Liverpool içinde favori yerlerimden biri oldu. Akşam yemeğinden sonra tabi ki Beatles’ın sahne almış olduğu Cavern Pub’a canlı müzik dinlemeye gittik. Adele’in dahi canlı performans sergilediği Cavern Pub canlı canlı ‘Imagine’ ve ‘Wonderwall’ dinleyebileceğiniz ve bağıra çağıra eşlik edebileceğiniz bir yer. Bunun dışında merkezde gidip eğlenebileceğiniz birçok gece kulübü var. Biz pazartesi oradaydık ona rağmen Cavern Pub tıklım tıklım doluydu. Ben otele yalnız döndüm, ancak Liverpool suç oranının düşüklüğü ile ünlü. Bu yüzden gece yalnız yürürken gayet güvende hissediyorsunuz.

Liverpool, Manchester ve Sheffield

Sabah otelden ayrılıp University of Liverpool’a doğru yola çıktık. Üniversite Abercromby Square civarına kurulmuş. Kampüsünde birçok fakülte bulunmakta ve fakülteler birbirine yürüme mesafesinde bulunuyor. Russell Group üyesi olan üniversite bünyesinde bulunan English Language Centre İngilizce eğitimi veriyor. Kampüs içinde olup üniversitenin sağladığı tüm olanaklardan yararlanmak isteyen öğrenciler için University of Liverpool’un birebir olduğunu düşünüyorum. Çünkü dil okulunu üniversiteden uzakta tutmamışlar hatta aksine her şeyin tam da ortasında sayılır. Okulun etrafı yemyeşil ve birçok öğrenci okula bisikletle gidip geliyor. Ben bu okulu gezerken çok huzurlu hissettim.

English Language Center öğrencilere klasik dil eğitiminin dışında bir de özel isteğe göre dil eğitimi programları hazırlıyor. Örneğin moda alanında dilinizi geliştirmek istiyorsunuz. Öğretmenler Liverpool Üniversitesi’nin geniş ve kapsamlı kütüphanesinden yararlanarak size özel, ihtiyacınıza göre ders programları hazırlıyor. Bu tarz kurslara Tailor-made solutions diyorlar. Bunun dışında tabi ki IELTS ve genel İngilizce kursları da var. Üniversite öğrencileriyle birlikte ve kampüs içinde dil eğitimi almak isteyen öğrencilerin kesinlikle tercih etmesi gereken bir okul olduğunu düşünüyorum. Burada dil eğitimi almak için de üniversiteye bağlı olmanıza gerek yok.

Liverpool Üniversitesi’ni gezdikten sonra Manchester’a gittik.

Manchester’da Manchester Academy of English ve Excel College’ı gezdik. İki okul da eğitim kaliteleri açısından gayet etkileyici İngilizce dersleri veriyorlar. Ancak beni en çok etkileyen program Manchester Academy of English’in sunduğu City Football Language School oldu. Temmuz ayında iki hafta süren yatılı futbol programı içinde 12-17 yaşındaki kız ve erkek öğrenciler 30 saat İngilizce dil eğitimi ve 30 saat futbol eğitimi alıyorlar. Özel en-suite üniversite yurdunda konaklıyorlar. Her gün 3 saat İngilizce ve 3 saat futbol eğitimi alıyorlar. Onun dışındaki tüm boş zamanlarında da müze ziyareti, geziler yaparak aktivitelerle günü dolduruyorlar. Profesyonel bir futbol oyuncusu gibi hissedip bir yandan da İngilizce öğrenmek eminim çok eğlencelidir. Futbol oynamayı seven öğrencilerin keyif alarak İngilizce öğreneceği alternatif bir yaz okulu olarak değerlendirilebilir.

Manchester’daki okulları gezdikten sonra birazcık da şehir turu yaptık. Manchester İngiltere’nin ikinci büyük şehridir. Ancak diğer şehirlerine göre biraz daha sanayi şehri havası var. Ancak tabi ki büyük şehir olması dolayısıyla hem çok aktif hem de çokça uluslar arası öğrenciyi barındırıyor.

İkinci günümüzde ne yazık ki Manchester’da konaklamadan Sheffield’e doğru yola çıktık.

Sheffield ve Leeds

Sheffield Yorkshire’de birçok festivalin, tiyatro ve müzik etkinliklerinin olduğu İngiltere’nin dördüncü en büyük şehri. Şehrin merkezinde çoğu yere kolaylıkla yürüyerek ulaşılabilir. Bunun dışında şehirde her yere ulaşabileceğiniz bir tramvay hattı var. Haftalık 10 pound gibi bir ücretle tramvayı istediğiniz kadar kullanabiliyorsunuz. Öğrenci dostu olan bu şehirde birçok pub var. Ayrıca İngiltere’nin daha büyük şehirlerine kıyasla çok daha hesaplı. Tarihi yapısını çok iyi korumuş olan Sheffield doğayla da iç içe ve 78 tane parkı ile Avrupa’nın en yeşil şehri olarak biliniyor. Bunun dışında Sheffield ile Londra arası iki saat sürüyor.

Sabah kahvaltıdan sonra şehir merkezini gezdikten sonra University Of Sheffield bünyesinde bulunan ve üniversiteye bağlı olan English Language Teaching Centre’a gittik. University of Sheffield de University of Liverpool gibi Russell Group üyesi. Her fakültenin kendine has bir yapısı bulunuyor. Örneğin müzik kampüsü kocaman bir hoparlör şeklinde dizayn edilmiş. Bu tarz modern binaların dışında eski tarihi binalarda da eğitim veriliyor. English Language Teaching Centre da üniversitenin kampüsünün bünyesinde yer alıyor. University of Liverpool gibi aynı şekilde hem üniversite öğrencileriyle aynı olanaklara sahip olup hem de üniversiteye bağlı olmadan dil eğitimi alma imkanı kazanmış oluyorsunuz. Akademik, genel ve iş İngilizcesi eğitimi veriyorlar.

Uluslar arası öğrencileri şehre ve okula çok çabukça entegre etmek adına birçok gezi ve etkinlik düzenleniyor. Okulun spor klubüne üye olma gibi birçok şansınız da var. Sheffield sakin ancak çok güzel bir şehir. Okula çok yakın bir yerde de üniversite yurtları bulunuyor. Yurt binası çok yeni ve modern tasarlanmış. University of Sheffield’i gezdikten sonra otobüsümüze binip Leeds’e doğru yola çıktık.

Leeds metropolitan ve yaşayan bir şehir. Herkes çok cana yakın ve üniversite şehri olmasından dolayı çok canlı bir gece hayatı var. Leeds şehrinde Leeds Language School ve CES Leeds’i gezdik ancak benim favorim CES oldu. Şehir merkezinde kurulmuş olan okul hem klasik İngilizce dersleri verirken hem de IELTS test merkezi olmasıyla ünlüymüş. Ayrıca her yıl temmuz ayında yaz okulu olanağı sağlıyorlar.

Harrogate ve York

Sabah erkenden uyanıp Harrogate’e doğru yol aldık. Harrogate’te bizi CES Harrogate’in müdürü karşıladı. Bir spa şehri olarak ün salmış olan Harrogate minik ve yemyeşil tatlı bir Yorkshire şehri. Küçük bir tur yaptıktan sonra CES Harrogate’i ziyaret ettik. Alex bize CES hakkında bir sunum yaptı. CES’in Dublin, London, Oxford, Edinburgh, Leeds, Worthing ve Harrogate’te şubeleri bulunuyor. Ancak hepsi birbirinden bağımsız butik dil okulları gibi çalışıyorlar. CES Harrogate, CES Leeds ve CES Dublin resmi IELTS merkezleri olarak çalışıyorlar. Yani buralarda hem İngilizce eğitimi alıp hem de aynı yerde IELTS sınavına girebiliyorsunuz. Ayrıca CES Harrogate 2016 yılında EL Gazette’te Centre of Excellence olarak adlandırılmış. Küçük sınıflarda, birey odaklı eğitim veren Harrogate yurtdışı eğitim de tercih edilebilecek diğer bir kaliteli okul.

Harrogate’ten sonra Harry Potter’ın bir kısmının çekildiği her sokağı tarih kokan, minik ancak kendine has eski bir İngiliz şehri olan York’a gittik. York iki bin yıldır kuzeyin başkenti olmakla birlikte Romalılar, Saksonyalılar, Vikingler ve Normanlardan kalma tarihi yapılarıyla beni gerçekten büyüledi.

Tarihi yapısı size yaşlı şehir algısı vermesin York büyük bir üniversite şehri bu yüzden yaşam hiç durmuyor, her yer dinamik.

York İngilizce öğrenmek için gözü kapalı tercih edilebilecek The English Language Center ve Melton College adında iki tane dil okuluna da ev sahipliği yapıyor. The English Language Center York’un tam merkezinde yer alıyor. 1997’de kurulmuş ve birçok öğretmen eğitmişler. Öğretmen eğitim programında çok ünlüler ve bu yüzden de doğal olarak en iyi öğretmenlerle çalışıyorlar.

The English Language Center’ı gezdikten sonra şehrin merkezine on beş dakika mesafe uzaklıkta kalan Melton College’ı ziyaret ettik. Yemyeşil bir bahçesi var ve 1963 yılında kurulmuş bir aile okulu. Resmi IELTS ve Cambridge sınav merkezi olarak çalışıyorlar. Her yaş için kurs olanağı sağlayan Melton College kompakt derslerle çok kısa sürede İngilizce gelişimi garantisi veriyor.

Melton College hem binası hem de bahçesi ve civarı ile tam olarak samimi bir ev hissi veriyor. Öğrencilerinin daha çok İngilizceye maruz kalması adına da sadece aile yanı konaklama imkanı veriyor. Eğer bunu istemezseniz yurt değil otel konaklaması ayarlıyorlar. York Londra arası tren yolculuğu da 2 saat sürüyor. York’ta Melton College’ın sahiplerinin işlettiği bir restaurantta akşam yemeği yedikten sonra otelimizde konaklamaya geçtik.

Scarborough ve Newcastle

Sabah kısa bir yolculukla Scarborough’a gittik. Scarborough Yorkshire’da deniz kıyısında yer alan küçük tatlı bir şehir. EL Gazette’ten Centre of Excellence ünvanı almış iki tane dil okulu gezdik; Scarborough International School ve Anglolang Academy. İki okul da eğitim kaliteleriyle ün salmışlar ancak benim dikkatimi çeken Anglolang Academy oldu. Quality English okulu olan Anglolang 2015 yılında kuzeyin en iyi İngiltere dil okulu ödülünü almış. Hem okulun binası hem de bahçesi çok etkileyici.

Scarborough’da biraz daha vakit geçirdikten sonra günün son durağı olan Newcastle’a geçtik. Newcastle’a vardığımızda akşam beşi bulmuştu. Şehri gün gözüyle göremesek de Cuma gecesinin hareketliliği şehrin dinamiklerini anlatmaya yetti bile. Küçük bir şehir olmasına rağmen tüm gezdiğimiz şehirler arasında en hareketli olan Newcastle’dı sanırım. Ben kalabalığı seven biri olarak Newcastle’ı çok beğendim. Newcastle’ı turladıktan sonra International House Newcastle’ı gezmeye gittik. International House Newcastle dinamik kadrosuyla ve modern binasıyla görmeye değer.

Sınıf turu yaptıktan sonra öğretmenler odasına çıktık. Bir sürü kitap ve materyalin bulunduğu oda zaten öğretmenlerin kendilerini nasıl geliştirdiklerinin kanıtı niteliğindeydi. Öğretmenler odasının karşısında da öğrencilerin interaktif olarak kullanabildikleri hem kütüphane hem de bilgisayar odası şeklinde geniş bir ortak alanları bulunuyor. Bu odada öğrenciler boş zamanlarını İngilizcelerini takviye ederek doldurabiliyorlar. International House Newcastle merkezdeki tek dil okulu olduğu için de konumu dolayısıyla avantajlı. EL Gazette’te de Centre of Excellence okulu olarak söz edilmiş.

Sunderland ve Manchester

Son günümüzde Newcastle’dan yola çıkarak önce Sunderland’e gittik. Sunderland de Scarborough gibi bir kıyı şehri ancak daha küçük. Sahil kasabası hissini uyandıran şehirde Sunderland College’ı gezdik. 120 yıl önce kurulmuş olan okul 13,500 öğrencisiyle kuzey İngiltere’nin en büyük kampüslerinden biri. İngiltere hükümeti tarafından yüksek kaliteli eğitim veren okul olarak anılıyorlar.

Geçen sene devlet tarafından okula çok büyük bir yatırım yapılmış. A- level okuyan tüm öğrencilerine ve dil eğitimi almaya gelen tüm öğrencilerine okulun tüm imkanlarından yararlanma hakkı tanınıyor. Ancak şehirden uzakta olduğu için daha çok kamptaymışsınız hissini alabilirsiniz. Sunderland College’ı gezdikten sonra üç saatlik yolculuğumuza başladık. Son durağımız Manchester’dı. Manchester’ı ziyaret etmiştik ancak programın sonuna tekrar Manchester’dan iki okul daha koymuşlardı; New College ve Berlitz Manchester. Benim aralarında beğendiğim okul New College oldu.

2011 yılında kurulan okul Manchester ve Liverpool’da eğitim veriyor. Manchster’daki şubesi daha plazada eğitim alıyormuşsunuz hissini veriyorken Liverpool’da ise tam tersi evinizde dil öğreniyorsunuz gibi hissediyorsunuz. İki okulun da eğitim kaliteleri çok iyi. New College’ı gezip bitirdikten sonra grubumuz akşam yemeğine doğru yola çıktı. Ben Manchester Piccadily’den Londra’ya geri döndüm. Bir arkadaşımın doğum gününe davetliydim. İki saat süren yolculuğumdan sonra çantamı bırakıp tube ile Algate East Stationdan Fulham Broadway’e gittim. The Jam Tree’de doğum gününü kutlayıp evlere dağıldık.

Her Pazar Hackney’de kurulan Flower Market’a gittim. O kadar kalabalıktı ki doğru düzgün gezemeden geri döndük. Yine de Old Spitalfields ve Shoreditchten yürüyerek Londra’daki son saatlerimi de keyifle geçirmiş oldum. Daha sonra Heatrow Havaalanına giderek İstanbul’a geri döndüm.

Altı gün süren English UK North dil okulları gezisinde İngiltere’nin kuzeyine dair birçok şey öğrenmiş oldum. Londra’da değil de gerçek İngiliz kültürünü yaşayarak İngilizce öğrenmek isteyen öğrencilere birçok seçenek var. Her okul ve her şehir öğrenciyi mutlu etmek adına elinden geleni yapıyor. Ayrıca tüm söylentilere rağmen Kuzey öyle çok da yağışlı değil J Altı gün boyunca sadece Sheffield de kaldığımız akşam biraz yağmur çiseledi o kadar.

İngiltere’deki dil okulları hakkında daha detaylı bilgi almak ve danışmanlığımızdan yararlanmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. İngiltere’ye yaptığım seyahatlerle sizi haberdar etmeye devam edeceğim!

Merve Tağ – Soho UK Education Counsellor

Bir Cevap Yazın